Ekonomik Dalgalanmaların Şirket Birleşme ve Satın alma İşlemlerine Etkileri

Okuma Süresi: 3 dk.

Şirket birleşme ve satın almaları (“M&A”) özellikle global şirketlerin inorganik büyüme yöntemlerinden biridir. Ekonominin dalgalandığı ve daraldığı dönemlerde satın alma aktiviteleri daha hassas ve seçici olarak yapılmakta ancak hiç bir zaman durmamaktadır. 2018 yılında Dünya’da bir önceki yıla göre %17 oranında artışla 3,4 trilyon dolarlık M&A işlemi gerçekleşmiş, bunun %83’ünü stratejik yatırımcılar oluşturmuştur.
Türkiye’de ise aynı dönemde 12 milyar dolar M&A işlemi gerçekleşmiştir. Finansal yatırımcıların toplam işlem hacmindeki payı %25’lerden %8’lere gerilemiştir. Finansal yatırımcıların ekonomik durgunluk döneminde daha yavaş hareket ettikleri gözlenmektedir. Stratejik yatırımcıların payı ise %92 seviyesinde gerçekleşmiş, yabancı stratejik yatırımcılar %63 gibi yüksek bir pay alırken Avrupa ve Kuzey Amerika en yüksek yatırımcı çektiğimiz bölgeler olmaya devam etmiştir.
Dünya’da şirket birleşmeleri ve satınalmaları incelendiğinde ekonomik dalgalanmalar nedeniyle M&A işlemlerinde trendlerin değiştiği gözlenmektedir. Bain & Co tarafından yapılan araştırmaya göre:
•Ölçek artırmaya yönelik satınalmalar yerine kapsam artırmaya yönelik satınalmalar hızlanmakta,
• Normal koşullarda şirket yönetimine fazla müdahil olmayan finansal yatırımcılar da stratejik yatırımcı gibi davranmakta,
• Hükümetler ulusal çıkarları dikkate alarak M&A işlemlerine müdahil olmakta,
• Bölgeler arası M&A işlemlerinde son dönemde azalma gözlenmektedir.
M&A profesyonelleri işlem oluşturma, yapılandırma, hedef belirleme ve hissedarlara çıkış stratejisi belirlerken bu trendleri yakından takip ederek yol belirler. Bu eğilimlerin her biri alıcıların tutumlarını ve dolayısıyla işletme sahiplerinin şirketlerinden çıkış yolunda nasıl hareket etmesi gerektiğine etki ettiğinden her biri ayrı birer makale konusu olmakla birlikte bu makalede sadece birinci trende odaklanıp, ölçek işlemleri yerine kapsam işlemlerine yoğunlaşmanın birleşme ve satın almalar için ne anlama geldiğini, bunun neden önemli olduğunu ve şirketlerini satmak isteyen hissedarların bu gelişmeye nasıl tepki vermeleri gerektiğini irdeleyeceğiz:
Ölçek stratejisi kullanan alıcılar, satış gelirlerini artırmayı, yüksek montanlı satın almalar dolayısıyla maliyetleri düşürmeyi ve operasyonların konsolidasyonu yoluyla genel işletme ve yönetim maliyetlerini azaltma ve bu şekilde kar marjlarını artırmayı hedefler. Kısaca bu tip satın almalar, alıcıların ölçek ekonomisine erişmesini sağlamaya yöneliktir.
Kapsam stratejisi izleyen alıcılar ise geleneksel olarak ileri veya geri entegrasyon hareketlerini içeren değer zinciri anlaşmalarıdır. Rekabet gücünü artırmaya yöneliktirler. İkinci tip kapsam satın almaları şirketlerine ürün yada hizmet inovasyonu, teknolojik yenilik, dijitalleşme gibi konularda yeni yetenekler edinmeyi hedefler. Gittikçe daha fazla sayıda alıcının yeteneklerini artırabilecek şirketleri edinmeye yöneldiği gözlenmektedir.
Hisse satışına hazırlanmakta olan işletme sahipleri, bir alıcının isteklerini bilmek ve şirketlerini buna göre yapılandırmak durumundadır. Şirketinizin güçlü yönlerini ortaya çıkarmak, zayıf ya da eksik olduğu yönleri tamamlamak gerekmektedir. Çıkış stratejinizde alıcıların motivasyonlarını nasıl kullanacağınızı veya birleşme ve satın alma süreci boyunca diğer önemli faktörlerin neler olduğunu bilmeniz şirketinizin doğru değerle doğru yatırımcı ile buluşmasına imkan sağlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Toacton Consulting Inc. | Copyright © All right reserved.